IaaS, sunucu, depolama ve ağı hizmet olarak almak demek. Donanımı siz satın almazsınız, kurmazsınız, arızasıyla uğraşmazsınız. Buna karşılık işletim sistemi ve üzerindeki her şey sizde kalır. Bulut hizmetlerinin en alt katmanıdır; üstündeki her model onun üzerine kurulur.
Katman modelinde nerede duruyor
Bulut hizmetlerini bir merdiven gibi düşünmek işe yarıyor. En altta donanım, enerji ve ağ var; en üstte kullandığınız uygulama. IaaS bu merdivenin alt basamaklarını sağlayıcıya devreder: veri merkezi, donanım, ağ ve sanallaştırma katmanı. İşletim sisteminden itibaren yukarısı sizde kalır.
PaaS bir basamak daha yukarı çıkar ve işletim sistemiyle çalışma zamanını da devralır. SaaS ise en tepeye kadar çıkar, size yalnızca veri ve kullanıcı yönetimi kalır. Üç modelin tablo hâlinde karşılaştırmasını IaaS, PaaS ve SaaS sayfasında yaptık.
Neyi kapsar, neyi kapsamaz
Standart bir IaaS hizmetinde sağlayıcıdan beklenenler:
- Veri merkezi, enerji sürekliliği, soğutma ve fiziksel güvenlik
- Ağ omurgası ve donanım, arıza durumunda değişimi
- Sanallaştırma katmanı ve yedekli küme mimarisi
- Kaynağın talep edildiğinde tahsis edilmesi ve büyütülebilmesi
Standart IaaS'te müşteride kalanlar:
- İşletim sistemi kurulumu, yapılandırması ve güvenlik yamaları
- Uygulama kodu, bağımlılıkları ve çalışma zamanı
- Uygulama verisi, sınıflandırması ve saklama süresi
- Kullanıcı hesapları ve yetkilendirme
Bu ayrımın önemi kesinti anında ortaya çıkıyor. İşletim sistemi katmanındaki bir sorun yüzünden hizmetiniz erişilemez hale geldiyse ve model yönetilmeyense, geçen süre çalışma süresi hesabına girmez. Sınırın tamamı sorumluluk paylaşımı sayfasında katman katman yazılı.
Sanal sunucudan farkı var mı
Pratikte çoğu zaman aynı şeyi kastediyoruz. "Sanal sunucu" tek bir kaynağı anlatır; IaaS ise o kaynağın etrafındaki modelin adıdır: talep üzerine tahsis, ölçeklenebilirlik, kullandığın kadar ödeme. Bir sanal sunucu aldığınızda aslında IaaS kullanıyorsunuz.
Fark, ölçekte ve beklentide ortaya çıkıyor. Tek bir sanal sunucu alıp yıllarca aynı yapılandırmada bırakmak, IaaS'in sunduğu esnekliği kullanmamak demek. Kaynağı ihtiyaca göre büyütüp küçültmek, yeni sunucuyu dakikalar içinde açmak ve bunları bir panelden yönetmek modelin asıl karşılığı.
Bizde ne dahil
Altyapımız tek bir fiziksel makineye bağlı değil; sunucular birden fazla düğümden oluşan yedekli bir küme üzerinde çalışıyor. Bir düğüm devre dışı kaldığında iş yükleri diğerlerinde devam ediyor ve bu davranışı planlı tatbikatlarla, sistem gerçek yük altındayken test ediyoruz.
Veriler Türkiye'deki veri merkezlerimizde, kendi donanımımız üzerinde duruyor; yurt dışına çıkmıyor. Bunun KVKK açısından neyi çözdüğünü ve nerede tek başına yetmediğini veri egemenliği yazımızda ele aldık.
İşletim sistemi katmanının kimde olacağı size kalmış. Yönetilen seçenekte kurulum, güncellemeler, izleme ve müdahale bizde oluyor; yönetilmeyende sunucuyu kurup teslim ediyoruz. Hizmetin kapsamı için IaaS servis sayfamıza ve sanal sunucu hizmetimize bakabilirsiniz.
Maliyet nasıl işliyor
IaaS'in vaadi, donanımı peşin satın almak yerine kullandığınız kaynağa ödemek. Pratikte bu, sermaye harcamasının işletme giderine dönüşmesi demek: üç yıllık bir sunucu yatırımı yapmak yerine aylık bir bedel ödüyorsunuz ve ihtiyaç değiştiğinde donanım elinizde kalmıyor.
Bizde fiyatlama Türk Lirası üzerinden yapılıyor ve sözleşme dönemi boyunca geçerli koşullar sözleşmede yazılı olarak belirleniyor. Fiyatlar sözleşme süresince yıllık endeksleme dışında değişmiyor. Yurt dışı sağlayıcılarda yaşanan kur kaynaklı fatura dalgalanması bu modelde ortaya çıkmıyor; bütçe planlaması yapan ekipler için genelde belirleyici olan nokta bu.
Buna karşılık IaaS'in otomatik olarak ucuz olduğunu söylemek doğru olmaz. Sürekli çalışan, yükü sabit ve öngörülebilir bir iş yükü için kendi donanımınız uzun vadede daha ucuz çıkabilir. Modelin asıl kazancı değişkenlikte: yükünüz dalgalanıyorsa ya da ne kadar kapasiteye ihtiyaç duyacağınızı henüz bilmiyorsanız, kaynağı ihtiyaca göre büyütüp küçültebilmek doğrudan paraya dönüşüyor. Hesabın nasıl yapıldığını maliyet optimizasyonu sayfasında ele aldık.
Ne zaman doğru seçim
IaaS, uygulamanız üzerinde tam denetim istediğinizde doğru seçim. Kendi işletim sistemi sürümünüzü, kendi kütüphanelerinizi, kendi ağ yapılandırmanızı kuruyorsanız üstteki katmanlar size dar gelir.
Buna karşılık ekibinizde sistem yöneticisi yoksa ve amacınız yalnızca bir uygulamayı yayında tutmaksa, PaaS daha az işletim yükü getirir. Sunucuya hiç dokunmak istemiyorsanız ihtiyacınız muhtemelen hazır bir SaaS ürünüdür.
Karar verirken bakılacak asıl soru şu: sunucu üzerinde denetim istiyor musunuz, yoksa denetim size iş mi çıkarıyor? İkisinin arasındaki dengeyi katman karşılaştırmasında açtık, terimlerin kısa tanımları için sözlüğe bakabilirsiniz.
Pratikte çoğu kurum tek bir katmanda kalmıyor. Sunucu düzeyinde denetim gerektiren sistemler IaaS üzerinde çalışırken, yeni yazılan servisler daha üst katmanlara taşınıyor. Kararı uygulama bazında vermek, kurum genelinde tek bir model seçmekten daha iyi sonuç veriyor. Hangi sistemin nereye oturacağını keşif görüşmesinde birlikte çıkarıyoruz.
